


Avustralya 🌏🌴🐨🦘
İnsanı ilk anda çokça çarpıcı bir şekilde etkileyen🙏🏻beklentinin çok ötesinde bir düzen ve dinginlik sunan bir farklı coğrafya 💚 haritanın en ucunda en en doğusunda yer alan Avustralya 📍

Modern ama keşmekeşi olmayan, yormayan, büyük ama sakin ve de dingin kalabilmiş ne hoş🙏🏻 en güzeli de bir tarafı şehirken diğer tarafı hâlâ yemyeşil ve en önemlisi yerele ve değerlerine bağlı kalmaya çalışan muazzam bir dev ada kıta☺️


Müthiş müthiş kurgulanmış bir sistem, her detay belirli bir uyum içerisinde. Bir bakıyorsunuz İngiltere, başka bir an Amerika ama çok daha geniş, çok daha ferah bir ölçekte🙏🏻
Doğayla kavga etmeyen, aksine onunla birlikte var olan bir düzen ,bir sistem kurulmuş 🌴🐨🦘 çok da başarılı bir şekilde,hemen ilk andan itibaren hissediyorsunuz bunu☺️
Yine bir @goodlifeeliteclup organizasyonu 🙏🏻yine müthiş dingin ve dopdolu bir anlatım,nasıl da ayrı yeri,hakikaten sakinliğiyle,konuya yaklaşımıyla çok çok başka her daim @günseliçınar 🤍 ve kalabalık bir grup olduğumuz için diğer grubumuzun rehberi ,yine konusunda bir duayen @serhanbali eşliğinde 🙏🏻


Dedik ki hadi bu sene iyice uzaklar ve hatta en en uzaklar olsun rotamız 😉 🙏🏻geri geri yakınlaşalım gezme tozmalarda buralara doğru 🌴🛬 yaşlar alıp da başını gitmeden🤭

Geçtiğimiz yaz başı 🩵 seri bir şekilde bir anda birbirimizi gaza getirerekten veriyoruz startı😉🙏🏻
Aylardır Afrika’ya gidiyorum ben 🌴🌍 gel hadi sen de şeklinde başımın etini yiyen 🙈 her daim tatlı&tuzlu ve ara ara da olsa ekşi belam🤭 Tuba’yı da çıkartıyoruz bu süreçte yoldan @tubaaydınlı 🤚🏼😉 çok da ikiletmeden ikna oluyor o da bir sanki 🤭

Dehşetli uzun bir yolculuk bekliyor bizi, ötesi uzay 🚀felan zaten muhtemelen 🤭😅
Gidişimiz 19.45 saat/dönüşümüz 23 saat şeklinde🙈
Giderken muhtemelen yakıt ikmali ve belki de motor dinlendirme kaynaklı bir küçük ara veriyoruz Singapur hava alanında 1.5 saat kadar 😑dönüş aramız Malezya/Kuala Lumpur✈️
An itibari ile başladım ve mecburen devam ediyorum yazmaya, en azından bir küçük giriş yapmak istedim, bilemiyorum ne süre ve ne kadar yol alınabilir😉 final illa ki de aylarımı alacaktır yine illa ki diye düşünüyorum 🙈
Dönüş yolundayız şu an ✈️bir o yana bir bu yana dönüp durmaktan tutmadı bir türlü uyku bu sefer maalesef ki 🙈
Bolundan alınan Mg ve uyku getirici 💤 bilimum ilacı içerek yola çıkılmış olunmasına rağmen😣bitmiyor bir türlü yol🙉

Totalde 22 günlük uzun ötesi bir programımız var bu sefer,hayli de düşündürücü gelen ilk başta ve ilk bakışta 🤭
ilk 8 günümüz Melbourne/Tazmanya/Sydney şeklinde,sonrası Sydneyden başlayan gemi yolculuğumuz yine bir ada ülkesi olan Yeni Zelandayı kıyıdan,yer yer 🚌 iç kısımlarından , doğal güzelliklerini keşfede keşfede neredeyse 300 derecelik bir tamımsı turla 21 günde tamamlamayı planlıyoruz , dönüşümüz tekrardan Sydney sonrası 🛬 İstanbul 📍 ardından da bize Denizli yolları 🙏🏻
Avustralya ayağında 8 saatlik zaman farkı, sonrası Yeni Zelanda ayağında 10 saate çıkınca 🤭 üzerine eklenen jet lag ve yol yorgunluğu, dolayısıyla uykusuzluk derken gezinin ilk bir haftası boyunca gecem gündüzüme karıştı diyebilirim bünye alışkın da olmayınca muhtemelen 🙈Sonrası problemsiz, Sydney sonrası Yeni Zelanda ortalarına doğru yavaştan yavaştan başlayan yorgunluk üstü 3 gün bolundan dalgası 🌊 çalkantısı bitemeyen deniz yolculuğu 🙈🛳️ sonrası şimdilik meçhul🤭
Biraz bulanık, biraz uzaktan izliyormuşum gibi geçiyor kısacası ilk günler 🙈ama bir gezme tozma arsızı olaraktan keyfim yerinde🙏😉
Bir de tabi İngiliz sömürgesi iki ülke ve İngiliz sistemi, düzeni kaynaklı, sağdan akan trafik,hiç mi hiç alışık olmadığım 🤭 reflekslerle gerçeklik arasında kalıp sersem sebelek karşıdan karşıya geçişlerde bir kaç kez ezilme tehlikesi yaşanmadı değil tabiki😅🙈
Melbourne ilk durağımız



Melbourne🤍 her detayıyla hakikaten muazzam ötesi 🙏🏻Anzak anıt kompleksi








Meçhul asker anıt🙏

🪶 Bu toprakların çok çok eski hikayesinde sıra🙏🏻 filmi geri saralım şimdi küçük bir araştırma ve sevgili Günseli Çınar masalsı anlatımlarından aklımda kalanlar eşliğinde 😉🙏🏻
Sydney’in çok çok eski ve çokça da acıklı bir hikayesi var aslında, şehrin şu anki enerjisine ve de güzelliğine çokça tezat🥹 nerdeyse ilk insanlara, Aborjinlere👺🏹dayanan.
Yaklaşık 50-60 bin yıl önce Güneydoğu Asya’dan, ilkel deniz araçlarıyla 🛶kıtaya yerleşen yerli ilk halk Aborjinler 🪃🪃

Muhtemelen Papua Yeni Gine ve diğer adalardan,insan gücü eşliğinde dev kanolarla yerleşmişler ada kıtaya 🛶 yani insanlık tarihinin en eski yolculuklarından biri ,muazzam bir detay söz konusu olan🙏
Ama devamı maalesef ki gayet de acıklı. Müthiş bir dram sahneleniyor bu güzel ,bu müthiş topraklarda😔
Onların deyimiyle beyaz adamın yani İngilizlerin 18. yüzyılın sonlarında,1788’de adaya ayak basmalarıyla birlikte süreç, ne yazık ki Aborjin toplulukları için büyük travmalara ve toprak kayıplarına yol açıyor.Sömürge döneminde yerli halk sistematik ayrımcılığa maruz kalıyor , ötelenip yok sayılıp üzerine bir de bunun haklılığına inandırılıyorlar maalesef, hatta dilleri,kültürleri ve kimlikleri uzun yıllar bastırılıyor,zorla çok zor şartlarda çalıştırılma, yalnızlaştırma ve sonrasında bilinçli olarak soy kırım,kitlesel yok oluş süreci aşamaları başlıyor.
Bugün o dehşetli günlerin en net tanığı
Günümüzde Aborjin toplulukları halen ekonomik ve sağlık açılarından maalesef dezavantajlı durumdalar. Kıtanın gerçek sahibi de olsalar bu gün bile sosyal görevlerin pek azında yer alabiliyorlar ,genellikle kentlerde yaşayan Aborjin nüfusunun büyük çoğunluğu turistik gösterilerde yer alıyorlar 😔 ya da Avustralyalıların koyun ve büyük baş hayvan çiftliklerinde mevsimlik işçi olarak çalışıyorlar.





Aborjin yerlilerinin ömürlerinin uzunluğu ve halen soyu bozan hastalıklarının olmaması🙏🏻tabi ki yetkin ve kadim bilgilere sahip olduklarının bir göstergesi.
Avustralya halkı tarafından konuya bakılınca, yer yer halen doğa üstü güçleri oldukları düşüncesiyle Aborjin halkına temkinli ve mesafeli durdukları gibi onları 200 yıldır ortama ve yeniye uyum sağlamayan ilkel ,ihtirassız ve de asla başarı gösterme çabası sergilemeyen yabanıl çöl adamları olarak görüp yıllarca eğitilmelerine çalışılmalarına rağmen geleneklerin ve eski inançlarını terk etmemekle suçlayıp ırklarının yok olmakta olduğunu bilmelerine rağmen bunun kendi seçimleri olduğuna inanarak Aborjinleri dışlamaktalar.
Yine de son yıllarda, yerli kültürün daha fazla tanınması, politik temsilde az da olsa artış ve kendi dillerinde eğitimde iyileşmeler yaşanıyor.
Yerel özel okullarda, hatta bazı devlet okullarında Aborjin dilleri, ana dil programları olarak öğretilmeye başlanmış . Bu, hem kimliklerini korumalarına hem de eğitimde daha kapsayıcı ve adil bir ortam yaratmalarına yardımcı oluyordur diye düşünüyorum🙏
Sevgili @günseliçınar tavsiyesi üzerine Amerikalı bir Doktorun yerli kabile ile yakın bir tarihte Avusturya çöllerinde yaşantısını konu eden 📕 Bir çift yürek/Marlo Morgan sipariş edildiği gibi ,konuya bir de o taraftan ışık tutması adına okunmaya ve hatta küçük alıntılara da başlanıldı okuduklarım aracılığıyla 😉


Sonraki günümüz kıta meşhur şarap rotasının bir durağı🍷



• Tasmania
Avustralya güney doğusunda bir ada eyalet Tasmania💚sakin ve de dingin Başkent Hobarttayız iki gün boyunca📍


Etkileyici ötesi Tasman Ulusal Parkı ve Tasman Arch🙏



Avustralya’nın karanlık sömürge geçmişine ışık tutan,UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan, Port Arthur📍


Taş duvarlı hapishane binası kalıntıları, küçücük hücre blokları ve ön kısmı yine gayrt küçük sayılabilecek bir alan, hücre bahçeleri.

Tazmanya 🌴🦘 Aborjin halkının tarih boyunca yoğun olarak yaşadığı bir bölge. Bu topraklarda maalesef ki 19. yüzyılda Tazmanya Aborjinlerine karşı acımasız bir katliam yaşanmış. Tazmanya, bu karanlık geçmişiyle yüzleşiyor, ancak doğası, vahşi yaşamı ve sakinliğiyle çok da büyüleyici bir lokasyon bir taraftan da.
Bugün, Aborjin topluluklarının nüfusu, 2021 itibariyle yaklaşık 983 bin kişi olarak kaydedilmiş , bu da Avustralya nüfusunun yüzde 3,8’ini oluşturuyor. Tarihsel olarak, 1788 öncesinde nüfusun yaklaşık 300 bin ile 1 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor, ancak sömürge döneminde Avrupa kaynaklı hastalıklar, toprak kaybı ve sistematik şiddet nedeniyle nüfuslarının yüzde 80-90 oranında azaldığı biliniyor.
Vee hadi o zaman nihayetinde Sydney❤️

Olmazsa olmazlarımdan her daim 🤭şu şekil bir iniş hatırası📹🙈


bir şapka arsızı olduğum doğrudur🤚🏼🙈
Sidney zamanla hem Avustralya’nın en büyük ekonomik merkezi haline geliyor,hem de kültürel çeşitliliğiyle öne çıkıyor.
Bugün Sydney Dünya çapında bir iş ,finans ve turizm merkezi. Tabii, bu kadar popüler olması da bazı zorlu vize şartlarını beraberinde getiriyor. Özellikle çalışma ve oturum vizeleri, detaylı bir başvuru ve maddi kanıt gerektiriyor. Yani, hem tarihsel hem de bugünün koşullarını düşününce, gerçekten katmanlı bir hikaye ortaya çıkıyor.
Vize işlemleri sırasında bizim de hakikaten çok zorlandığımızı ,çokça kendilerince tabi ki haklı gördükleri döküman ve neredeyse ansiklopedi kalınlığında doldurulması gereken form eşliğinde vaz geçme noktasına şahsen geldiğimi de belirtmeden geçemeyeceğim🤭
Günümüzün Sidney’i, insan çeşitliliği eşliğinde, global bir merkez olsa da, bu tarihi yükle ve adaletsizlikle yüzleşmeye de devam ediyor.


Bu arada kısaca Boomerang dan da bahsetmek istiyorum😉
Avustralyada vurmalı bir enstrüman olarak da kullanılıyor Boomerang 🪃bilindiği üzere yöreye özgü bir savaş ve av aleti olarak da kullanılıyor kıtada ,ilk çağlardan beridir😑
Ve tekardan tarih konusuna dönecek olursak😉
Kraliçe II. Elizabeth, Crownda da bolca izlemiş olduğumuz üzere 📹
1954’te Sydney’de ilk kez Avustralya’ya ayak basan İngiliz monarkı . Hükümdarlığı boyunca Avustralya’nın her eyaletini gezmiş. Prenses Diana ise, 1983’te Prens Charles ile birlikte yaklaşık 6 haftalık zorlu bir Avustralya turuna katılmış ve bu tur, halk arasında büyük bir ilgi, tabir_i caizse bir Dianamania yaratmış♥️
Sırada muazzam detayları eşliğinde Anzak Müzesi🙏Nasıl bir geçmişe sahip çıkmadır,ne etkileyici detaylardır kesinlikle ama kesinlikle feyz alınması gereken😔
Her iki baba dedem Çanakkale savaşında yer aldığı ve ruhları şad olsun biri şehit 🙏 diğeri savaş gazisi olduğu için ve canım babacığımdan türlü savaş hikayeleri dinleyerek büyüdüğüm için, konu ile ilgili çokça da araştırma yaptığı için muhtemelen, hepimiz gibi beni de çok etkileyen ama belki de bir miktar daha hassas olduğum bir konu bu🙏



İnanılmazlar, düşmansınız, bir karşı tarafsınız nihayetinde, uğruna çokça da can verilen ama bakın yine feyz alınması gereken detaya, Atatürk’e insanlığına ve askeri dehasına olan saygılarına🙏

1914/1918😔🙏

Sırada Sidney Opera Binası, 1973’te tamamlanmış bir ikonik yapı, dünyaca ünlü Danimarkalı mimar Jørn Utzon’un başyapıtı. Utzon, proje sırasında çeşitli finansal ve politik zorluklarla karşılaşıyor , hatta sonunda projeyi tamamlamadan bırakmak durumunda kalıyor .Buna rağmen ikonik yapı, Sidney’in simgesi haline geliyor ve kentin turizmine, ekonomisine muazzam bir ivme kazandırıyor .




Tazmanya 🌳🌴
Melbourne & Sydney ikilisinin aksine, yemyeşil doğası, saf vahşi yaşamı ve sakin temposuyla adeta bir cennet ada Tazmanya🙏🏻Çocukluğumuzun Tazmanya canavarının adası🤭ama kendisiyle tanıştık bolca, yok uzaktan yakından canavarla bir alakası. Nesilleri yok olma derecesinde azaldığı ve sadece Avustralya kıtasında yaşam sürdürebildikleri için koruma altındalar. Bir süredir bir çeşit cilt kanseriyle mücadele ediyorlar maalesef ki. Canavar söylemine de çokça tezat ,çok ürkek hayvanlar kendileri.
Sydney’nin nüfusu yaklaşık 5 milyon 557 bin, Melbourne’ün ise yaklaşık 5 milyon 350 bin civarında. Tasmania ada nüfusu ise sadece 68.400 kişiden oluşuyor.
Melbourne ise Avustralya’nın kültürel kalbi adeta 🙏🏻sanatı, müziği, tiyatrosu, kafe kültürü ve sokak festivalleriyle öne çıkıp Sydney’e bu noktada fark atıyor.


Ugg botlarının kökeni, 1920’lerde Avustralya kırsalında, çift yüzlü koyun derisinden yapılan botlara dayanıyor. Botlar, sörfçüler tarafından 1950-60’larda kullanım kolaylığı ve deniz çıkışı sonrası korumalı olmalarından ötürü popüler hale geliyor ve 1970’lerde ABD’ye tanıtılarak global bir moda ikonuna dönüşüyor marka .
Öyle bir şey ki hakikaten sağınız solunuz Ugg mağazası tüm Avustralya’da.Aynı küçük sokak üzerinde bile çaprazlama 3 mağaza gördük düşünün🙈
Tercih ettiğim bir şey midir? hiç de değildir ama Tuba’dan bildiğim kadarıyla Türkiye’de ve hatta Dünyada olmayan bir çok farklı model mevcut olunca burada ,şapkasından kabanına ve hatta terliğinden botuna varıncaya kadar🙈eee haliyle ekipte bir Ugg çılgınlığı hasıl oldu🤭 sormayın gitsin😉sipariş listeleriyle gelinmiş Ugg özelinde buraya, totalde grup olarak 100 çift kadar alınmış olması muhtemeldir 😉

beni bile cezbetti diyebilirim şunca, dünyanın hiç bir yerinde karşılaşılamayan model çeşitliliği 🤭

Faunadan da kısaca söz edecek olursak Sydney’de endemik bir biçimde yaşamlarını sürdüren Koalolar , Chlamydia isimli bir hastalık nedeniyle maalesef ki ciddi baskı altındalar ancak asıl tehdit habitat kaybı ve çevresel değişimler. Kanguru popülasyonu ise sevinirici ki ve çok büyük risk altında değil. Tasmanya canavarı ise, bulaşıcı bir tümör hastalığı nedeniyle %80 ila %90 oranında nüfus kaybı yaşıyor. Sydney’deki Featherdale Wildlife Park’ta koruma çalışmaları yürütülüyor ve bu hastalığın önüne geçmek için adımlar atılıyor.




Bu hayvanlar, milyonlarca yıl boyunca Avustralya’nın izole ortamında evrimleşmiş, bu yüzden başka kıtalara doğal olarak adapte olamamışlar. Örneğin, koalalar sadece Avustralya’nın eukaliptüs ormanlarında yaşıyorlar,çünkü beslenme kaynakları ve yaşam alanları eukaliptus’a bağlı.

Koalaların o sakin, tembel hali ise aslında enerji tasarrufuyla ilgiliymiş meğerse 🤭 eukaliptüs yapraklarını sindirirlerken çok az kalori harcadıkları için günlerinin büyük kısmını uyuyarak geçirirlermiş.




Queen Victoria Building, Sydney’nin merkezinde 1898’de inşa edilen, tarihi bir alışveriş merkezi. Yapı , zarif taş kemerleri, büyük kubbesi ve vitray pencereleriyle dikkat çekiyor, şehrin en ikonik yapılarından biri.

Öyle sık karşılaştık ki kendileriyle🤭Google lamasam olamazdı🙈
Bin chicken yani çöp tavuğu olarak nitelendiriliyormuş kendileri🪶
Konudan konuya da büyük bir hızla atlıyorum ama🤭
Avustralya başlangıçta bir ceza kolonisi olarak kurulmuş. Ancak hikâye düşünülenden çok daha katmanlı ve zamanla bambaşka bir yere evriliyor.
Biraz geriye saralım…
Yüzyılın sonlarında Birleşik Krallık, mevcuttaki hapishanelerinin dolup taşması üzerine mahkûmları uzak topraklara gönderme kararı alıyor 🛳️ Bu noktada sahneye Avustralya giriyor . İlk filo, yani First Fleet, 1788’de Yeni Güney Galler kıyılarına ulaşıyor ve böylece ceza kolonisi dönemi resmen başlıyor.
Peki kimler gönderiliyor ceza için bu dönemde? Aslında düşündüğümüz gibi sadece ağır suçlular değil gönderilenler. Küçük hırsızlık yapanlar, borçlular ,politik suçlular (örneğin bazı İrlandalı isyancılar) ve hatta bazen ekmek çaldığı için bile sürgün edilenler var aralarında. Yani çoğu kişi bugünün gözünde oldukça hafif suçlar işledikleri için sürülmüşler Avustralya’ya, sonrasında büyük çoğunluğu adada kendilerine yepyeni yaşamlar kurup bu günkü nüfusun çoğunluğunu oluşturmuşlar.

Yol , inşaat , altyapı inşaatı gibi alanlarda zorunlu ve disiplinli çalışma koşullarına ilaveten kaçma girişiminde bulunanlara ağır cezalar uygulanırmış bu dönemde.Ancak iyi hal sergileyen mahkumlar zamanla tabiri caiz ise özgürlük bileti alabiliyor ve kendi hayatlarını kurmaya başlayabiliyorlarmış.Bu sayede kimi eski mahkum toprak sahibi olmuş ,iş kurmuş,toplumda saygın yerlere gelmişler zamanla .Adaya mahkum gönderimi 1868’de tamamen sona ermiş. Sonrasında Avustralya hızla göç alan ,kendi kimliğini oluşturan, modern , çok kültürlü bir topluma dönüşen bir ülke haline gelmiş.
Bugün Avustralya’da yaşayan nüfusun önemli bir kısmının ataları bu mahkûmlara dayanıyor ve bu artık bir utanç değil, tarihsel bir kök olarak kabul ediliyor🙏

Sonrası bize muazzam bir 🛳️ eşliğinde 12 günümüzü geçireceğimiz Yeni Zelanda yolları 🙏🏻

