

Küçük bir özetle giriş yapmak istiyorum bu defa☺️
Bu gezi uzunca bir zaman aralığını kapsadığı için/16 gün kadar 🙈dosyayı ikiye bölmemin daha mantıklı olacağını düşünmüştüm lakin epeyce uzun uzadıya bir blok yazısı oldu kendileri.Vietnam dosyama da bir önceki sayfadan ulaşabilirsiniz dilerseniz 🙏🏻
Nerede kalmıştık 😉
Güney Vietnam 🇻🇳 Sai gon,Hue ve şirin ötesi Hoi An şehirleri sonrası Kamboçya’dayız artık.
Gezimizin 5. günü,günlerden Pazartesi, 17 Şubat.Gerçi bize zaman durdu, 5 gündür tarihle,saatle ilgimiz sıfır,çok seviyorum bu duyguyu☺️🫶
Bendenizde durum yaşasın yaşasın 👏🏻 şeklinde bu arada,bir gezme görme arsızı olaraktan , bayılırım yeni rotalar keşfine,eminim ki zamanı geriye sarıp dertsiz tasasız ,sorumluluksuz üniversite yıllarıma geri dönebilme şansım olsa tekrar,takar sırt çantamı 😉 günü birlik karın tokluğuna çalışmam icap etse de,tek başıma dünyayı talan ederdim 🤭biraz erken gelmişim sanırım hayata🙈
Bu arada bir taraftan yazıp diğer taraftan ağlamak istiyorum,saatlerdir uğraştığım yazı,güncelleyeyim derken bir tıkla silindi🥺gitti 3 saatim çöpe😣
Neyse toparlayıp devam ediyorum,bu dosyayı da gün olmasa da gece sonuna yetiştirme niyetindeyim,aksi halde sürünecek yine haftalarca.
Ne diyorduk 😉 Kamboçya 🇰🇭
Uzak Asya’nın kalbinde, zamanın neredeyse durduğu bir yerde, taşların arasında fısıldayan bir tarih Kamboçya🛕
Burada güneş☀️ her sabah Angkor Wat’ın taş kulelerinin ardından doğuyor yüzyıllardır aynı ihtişamla🙏🏻 Nehirlerin kıyısında,bir zamanlar Khmer krallarının hüküm sürdüğü, geçmişin ayak seslerinin hâlâ duyulduğu bu topraklar, tapınaklarla örülmüş bir efsane adeta🫶


Tam da bu noktada bu sefer mini bir Kamboçya tarihi özeti geliyor huzurlarınıza o zaman 😉

Kamboçya tarihi,9. yüzyılda kurulan Khmer İmparatorluğu ile başlıyor. 12. yüzyılda inşa edilen Angkor Wat gibi devasa tapınaklarıyla 🛕 altın çağını yaşayan imparatorluk , o dönemde Asya’nın en güçlü uygarlıklarından biri ve bugünkü Tayland, Laos ve Vietnam’a kadar uzanan geniş bir coğrafyaya hakim.

Zamanla zayıflıyor tabi Khmer İmparatorluğu, 15. yüzyılda da çöküyor .Sonraki yüzyıllarda Kamboçya, çevresindeki büyük güçler ,özellikle Tayland ve Vietnam arasında sıkışıyor ve 19. yüzyılda Fransız sömürgesi oluyor,bu durum 1953’e kadar sürüyor.
Kamboçya’nın en trajik dönemi, 1975’te korkunç diktatör
Pol Pot liderliğindeki Kızıl Kmer rejimi ile başlıyor.Tarım toplumuna dönüş iddiasıyla milyonlarca insan zorla yerinden ediliyor , şehirler boşaltılıyor, eğitim yasaklanıyor,entelektüeller topluca katlediliyor ve yaklaşık 2 milyon insan hayatını kaybediyor😔

Çok da uzak değil ,70’li yıllar şunun şurasında,çok da yakın bir tarih aslında bakınca,insanın inanası gelmiyor.Ülkenin sesi kısılmış,şehirler susmuş, kitaplar yakılmış , insanlar susturulmuş.Milyonlarca hayat, sessizce toprağa karışmış.Dünya bir süre Kamboçya’yı unutmuş adeta, ne acı.
Günseli hnm bir ara belli bir yaş üzerinde insan göremezsiniz sokaklarda katlimdan ötürü diyor,hakikaten ileri yaş grubunu bırakın orta yaş kuşağı ve hatta 40’lı yaşlar başında bile tek bir kişi göremiyoruz dikkatlice bakınca😔
Ve ertesi gün bize Angkor Wat 🛕 yolları
Kamboçya’nın derinliklerinde, ormanın 🍃içinden bir efsane gibi yükselen,muazzam büyük bir alana da yayılmış olan Angkor Wat tapınaklar kompleksi 🗿12. yüzyılda Khmer Kralı II. Suryavarman tarafından,Hindu tanrısı Vişnu’ya ithafen inşa edimiş bir devasa yapı, yüzyıllar boyunca kaybolmuş bir medeniyetin sessiz tanığı 🙏🏻

Kamboçya iç savaşı (1967–1975) sırasında, uzunca bir süre Angkor kompleksinin büyük bir bölümü yoğun çatışmaların ve terk edilmişliğin gölgesinde kalmış. Bu karanlık dönemde Belçikalı bir gezgin, Angkor’un orman tarafından yutulmuş ihtişamına tesadüfen rastlamış. Bu gizemli keşfin heyecanıyla UNESCO’ya bir mektup yazmış ve Angkor’un korunması adına süreci mucizevi bir şekilde başlatmış.

Angkor Wat’ın 🛕 yeniden dünya ilgisine kavuşması sürecinde birçok bireysel keşif ve uluslararası çaba rol oynamış.1992 yılında kompleksin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmasıyla birlikte, Angkor adeta küllerinden doğmuş .

Bugün Angkor Wat, yalnızca Kamboçya’nın en çok ziyaret edilen yapısı değil, aynı zamanda ülkenin bayrağında yer alacak kadar ulusal bir sembol de aynı zamanda.


Bu arada bu karanlık dönem 1979’da sona ermiş ama ülke uzun süre toparlanamamış.

Soykırım ve iç savaş, Kamboçya’nın hafızasında derin yaralar bırakmış. Rejim 1979’da sona ermiş olsa da
istikrarsızlık 1990’lara kadar sürmüş.



Bugün Kamboçya,geçmişiyle barışmaya çalışan, anayasal bir krallık ve parlamenter demokrasi sistemine sahip bir ülke.Başkent Phnom Penh, ülkenin ekonomik ve kültürel merkezi. Yine de demokrasi, ifade özgürlüğü ve yolsuzluk konularında hâlâ önemli eleştiriler de almıyor değillermiş.
Ekonomisi tarım, turizm ve tekstil üzerine kurulu ülkenin yıldızı tabi ki her yıl milyonlarca turisti ülkeye çeken Angkor Wat .

2000’li yıllardan bu yana altyapı ve eğitim alanlarında gelişmeler kaydedilse de, kırsal alanlarda yoksulluk ve eşitsizlik hâlâ büyük bir sorunmuş.


Diğer yandan Kamboçya,geçmişin acılarını üzerinde taşısa da genç ve umut dolu bir nüfusa da sahip bir ülke.Güler yüzlü insanları, mistik tapınakları, lezzetli mutfağı ve doğasıyla birçok gezgin için hem hüzünlü hem de ilham verici bir deneyim.

Laos uçuşumuz sebebiyle yolumuzun düştüğü minik ama inanılmaz güzel hava limanı da bunu doğruluyor.Avrupa’nın hiç bir şehrinde görmediğim güzellikte bir hava alanını görünce şaşırıyorum da itiraf etmek gerekirse.

Kamboçya, bu gün Çin ve bölge ülkelerinden büyük yatırımlar alan ve kendini sıfırdan yaratan bir ülke,yakın gelecekte çok daha parlayacağı bu günden belli,ne mutlu onlara.
Başkent inanılmaz güzellikte spalarla,restaurantlarla dolu



Otelimiz yine muazzam güzel,her karesini resmetmiş olabilirim🤭



Ve Tonle Sap Gölü 🪷


Gölün ruhu tüm bölgeyi besliyor. Su seviyesine göre şekil değiştiren, içinde yüzen köyleriyle yaşayan bir göl Tonle sap.Suyun üzerinde yüzen tekne evlerde zaman yavaş,telaşsız ve de sessiz 🙏🏻
Ve sırada Laos 🇱🇦
Kalabalık değil, gösterişli hiç değil.İçten ve doğal🫶minicik bir ülke ⛰️
Başkent Luang Prabang⛩️
Tepelerle çevrili bu küçük şehir, eski Budist tapınakları, Fransız koloni mimarisi ve tütsü kokulu sabah ayinleriyle bir masal kitabının sayfasından fırlamış gibi.

Sabahları keşişlerin turuncu cüppeleriyle yürüdüğü sokaklar🙏🏻geceleri Mekong kıyısında kurulan sakin pazarlar🫶rüya gibi mekanlar.










Her şey sade,diğer taraftan her şey anlamlı🫶
Mekong Nehri 🛶
Bir coğrafyanın omurgası gibi kıvrıla kıvrıla ilerliyor .Balıkçılar, turist kafileleri, meditasyona dalmış sessiz yüzler🙏🏻

Laos son durağımız Kuang Şi Şelaleleri
Bembeyaz kayaların içinden dökülen debisi bol turkuaz sular, inanılmaz bir huzur veriyor insana.


Laos’a ayak bastığınızda, dünyadan değil ama dünyanın gürültüsünden uzaklaştığınızı hissediyorsunuz,ruhunuz sessizliğe doymak istiyor🫶
Ve sonrası bir önceki dosyanın devamı,tekrardan dönülen kuzey Vietnam,Ha noi ve muazzam manzaralar eşliğinde Ha Long bay körfezi 🛥️ ve bir gezinin daha finali🙏🏻
İşlerine olan saygılarını ve detaylardaki başarılarını hakikaten çok takdir ettiğim sevgili @goodlife ekibine, naifliğiyle her şeye çözüm bulan @selimonart’a ve rehberimiz @günseliçınar’a teşekkürlerimi sunuyor,tezinden farklı rotalar tekrarını diliyorum 😉🙏🏻
